Kategori: Ayın Enleri

Sayıklamalar

Paulo Coelho- Aldatmak

FullSizeRender2

“Bugün, o sabahtan birkaç ay sonra, her şeyin değişeceği korkusuyla, her şeyin son nefesime dek aynı kalacağı korkusu arasında bölünmüş bir kadınım ben. ”
Kırmızı çizgiyi aşıp dönüş olmadığını fark eden ama şikayet edemeyecek kadar mücadeleyi bırakmış, hissizliğini herkesten saklamaya çalışan bir kadın. Bir uçuruma doğru korkuyla giderken, uçurumun ucundan hiç ayrılmak istemeyişini, ruhunun karanlık köşelerindeki sancıları eşinin, çocuklarının yüzlerine her gülümseyişinde daha çok çekişini, en çok korktuğu ve en çok yakasına yapışan duyguların onu dengesizleştirirken, zihni kirlendikçe başka bir adamı göğsüne bastırışını sayfa sayfa “izleyeceğiniz” bir kadın. Başkalarının açtığı yaraların geçici olduğunu bildiğinden, kurtuluşunun kendine meydan okuyuşundan geleceğini bilen bir kadın. Söyleyeceklerini önce kendisine dinletenler için; Paulo Coelho’nun bilinen anlatım biçimiyle yola nerden başladığını unutan balığın, sonu bulmaya çalışmasının, gerçek yalnızlığın, en iyi yönlerimizi çürüten gerçek yalnızlığın “aldatmak” penceresinden hikayesinin kitabı.

——————————————————————————————————————-

house-md-
-“Bizi öldürmeyen bizi güçlü kılar.” değil mi? Nietzsche de melarsoprol alsaydı, öyle ukalalıklar yapmazdı.
(House M.D.)

——————————————————————————————————————-

Yenilmez

magicimage (1)

Beni saran gecenin içinden mezar kadar kara,baştan başa
Şükrederim hangi Tanrılar verdiyse bana fethedilmez ruhumu
Ne ürktüm,ne bağırdım şartların pençesine düştüğüm anda bile
Kaderin sopasıyla kanadı da başım,
Yinede boyun eğmedim.
Öfke ve gözyaşı dolu bu yerin ötesinde,
Beklemiyor başka hiçbir şey gölgelerin dehşetinden.
Yine de korkmaz bir halde,
Buluyor ve bulacak beni yılların yılgınlığı ve tehdidi
Kapı ne kadar dar olsa da,
Cezalarım ne kadar ağır olsa da,
Kaderimin efendisi benim
Ruhumun kaptanı benim.
William Ernest Henley

——————————————————————————————————————-

“Powder I”

aa

Roger Michel Fichmann
Switzerland

——————————————————————————————————————-

I-found-freedom-with-horses-576d2d3b572f8__880
“Bu dünyada kendimi hep küçük hissettim. Anlam veremediğim kurallarla kısıtlanmış, hiçbir zaman kendimi uyduramayacağım standartlarla çevrili… Özgürlük arayışına çıkışım işte tam bu zamandı. Bu kelime ne anlama geliyor? Tanımı nedir? Özgür olmak sadece dünyanın geri kalanı için anlaşılamaz gibi görünen kararları verme iznimizin olması mıdır? Yoksa, en sade haliyle, kalbinizin değişken sesini dinlemek anlamına mı gelir? Bilmiyordum ama bilmek istiyordum. Hayatımı damarlarımdan çekip alan bir işe sıkışıp kaldığım için kalbim hareketsizlikle doluydu. Bir süre sonra, kalbimin sesinin bir zamanlar nasıl çıktığını bile unutmuştum.”
Fotoğrafçı Carina Maiwald, ışıltılarında özgürlüğünü bulduğunu ve kalbinin sessizliğini bozduklarını söylediği atlara çalışmalarını adamış. Fotoğraflar ve güzel yazısı için ; Carina Maiwald

——————————————————————————————————————-

Bruce-Munro-avustralya-50000-led-isik-3

Hadi alkışlarımızı çölün ortasına güneş enerjisiyle çalışan 50.000 ampul diken Bruce Munro’ya gönderelim. “Field of Light” isimli projesinin diğer ayakları için: gözlerinizi şöyle alalım

——————————————————————————————————————-

Aslında aynı olan üç ekstrem durumda kimin dış sesinin bize rehberlik ettiğini size söylemeyeceğim. Hayatta kalacak mısınız?

——————————————————————————————————————-

+

Sayıklamalar

Le Temps Qui Reste

57856

Ozon’un ölüm üçlemesinin sırf afişinin “gerçekliği için bile izlenebilecek ikinci filmi Veda Vakti, ölmek üzere olan bir gencin hastalığını öğrenmesinin ardından geçen süreci anlatıyor. Klişe bir konu gibi durabilir ama bu filmde öleceğini öğrendikten sonra zamanı mükemmel değerlendirmeye çalışmalar falan yok. İnsanın aynanın karşısında kendi ölümüyle başa çıkması var. Yalnızlığına ölümü bile yakıştıran başrol Romain’in hayatına aynı sıradanlık içinde devam ederken yanında kendi çocukluğunu gezdirişi var. Doğurganlığın yalnızca kadınlara özgü olmadığının gözler önüne serilişi var. Aslında filmdeki tüm sadeliğe rağmen karakterlerin iç dünyalarının suratınıza tokat gibi çarpışı var. Ve yaşamın ölümden sonra da devam ettiğini kalbinize işleyerek gelen, belki de görebileceğiniz en naif ölüm sahnesi var..

——————————————————————————————————————-
Severmişim Meğer

nazım

severmişim meğer
gözümün önüne kar yağışı geliyor
ağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi de
meğer kar yağışını severmişim

güneşi severmişim meğer
şimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bile
güneş İstanbul’da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar
ama onun resmini sen öyle yapmayacaksın

meğer denizi severmişim
hem de nasıl
ama Ayvazofki’nin denizleri bir yana

bulutları severmişim meğer
ister altlarında olayım ister üstlerinde
ister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlara

ayışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvası
severmişim
yağmuru severmişim meğer
ağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğim
beni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanın
içinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gider
yağmuru severmişim meğer

ama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin treninde
yanında pencerenin
altıncı cıgaramı yaktığımdan mı
bir eski ölümdür benim için
Moskova’da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiye
saçları saman sarısı kirpikleri mavi

zifiri karanlıkta gidiyor tren
zifiri karanlığı severmişim meğer
kıvılcımlar uçuşuyor lokomotiften
kıvılcımları severmişim meğer
meğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bunun
Prag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez bir
yolculuğa çıkmışım gibi seyrederek

NÂZIM HİKMET

——————————————————————————————————————-

Carefree

magicimage

MADHUR SHROFF – INDIA

——————————————————————————————————————-

Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır

boris vian

Nemli koridor boyunca yürürken çeşitli duygular altındaydım, hepsi de eriyip neredeyse somut bir sıkıntıya dönüşüyordu. Değişmem, evden çıkıp başka bir yer bulmam, saklanmam için birden öylesine diri bir gereksinim duydum ki, yüzümü ter bastı. Bir çeşit yürek sıkıntısı, kovalanan insanın kaygısı hatta bulunduğu yere mıhlanıp kalmış da avcıya ödün vermeye çalışan av hayvanının yürek darlığı içindeydim. Hiç fareyi minik sırtından kedi pençesini çektiği anda görmediniz mi? Hareketsiz durur, kaçmaya çalışmaz bile; arkasından gelen pençe vuruşu bir okşayıştan daha hafiftir. Sevgi okşayışından, kurbanın işkencecisine duyduğu, işkencecinin de bir bakıma karşılığını verdiği sevgi.
Richard’ın beni sevdiğinden emindim. Bundan sonra pençesini ne zaman kaldıracaktı acaba?
Boris Vian

——————————————————————————————————————-

Processed with VSCOcam with f2 preset
Processed with VSCOcam with f2 preset

Hadi kendinize bir iyilik yapın ve Eski Salacak İskelesi’nin olduğu yerde Kız Kulesi’nin bayağılığına sırtınızı dönüp Lokal Salacak’ta sobaya limon kabukları atın, kestane yiyin ve bir çay söyleyin.

——————————————————————————————————————-

Chopin’in büyüden farksız dokunuşları kulaklarıma girerken Shakespeare’in Julius Caesar’ın da kurduğu bir cümleyi yinelemişti iç sesim. “Madem bir başka yerde yansımadan göremiyorsun kendi kendini, ben, bir ayna olup sana, övmeden seni, koyacağım gözlerinin önüne kendinin henüz bilmediğin yanlarını. ”

Sayıklamalar

“İnsan sadece suçluyken kaçmaz. Bazen suçlandığın için de kaçarsın. Ama bir kere kaçmaya başladıysan bir şeyleri de muhakkak kaçırırsın elinden; bazen gençliğini kaçırırsın, bazen geleceğini, bazen de aklını… Fakat işin en güzel tarafı da bundan sonra başlar, çünkü aklını kaybedince korkularından da kurtulursun. Bu da seni özgürleştirir. Çünkü sadece korkaklar kendi akıllarına güvenirler ve bütün korkaklar hakikatin esiridir. Oysa hakikat, akıl veya başka bir şeyle kavranılmaz. Hakikatin ancak parçası olunur. Bunun için kurtul! Geçmişinden, geleceğinden, aklından… Kainatta ne varsa şu anda olduğunu görmüyor musun? Sadece burada, sadece şimdi… Gözlerini kapa ve kalbini aç. Aklını da bırak gitsin.”
Onur Ünlü (İtirazım Var)

——————————————————————————————————————-
Frida Kahlo: Aşk ve Acı

frida

“Delilik o denli uzak değil. Delilik bir adım ötede. Delilik, acının tümel olduğu, yaşamın her parçasına çarptığı, ışığı boğduğu, her hareketi düğümlediği, her tür kurtulma çabasını yerle bir ettiği, her hava kabarcığını yutmaya çalıştığı, güçleri parçalamaya sebat ettiği bu yere dokunuyor ya da kapsıyor.”

Bu da bir deliliğin biyografisi. Mümkün mertebe sade türk kahveleri eşliğinde okuyunuz.

——————————————————————————————————————-
“Attached to you”
magicimage

Fabien Queloz
Switzerland

——————————————————————————————————————-
Sarı

jehan-barbur_58076

Bir ara sokakta öldüm…dün
Öylece yani.
Birdenbire
Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde
Granit duvarlı binanın anlamsızlığına,
Şehrin boşu boşunalığına içerlerken
Bırakmışım son nefesimi kaldırıma
Bitmiş,
Öylesine yani.
Birdenbire

Yan binadaki otel odasından izliyordu oğlan
Yüz ifadesini göremesem de
Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı?

O sokakta bitti her şey
Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren
Apartman sakinlerini düşlerken
Sıkıntıdan
Ölmüşüm…dün

Arka odada ütü yapıp
Buharını burnuna çeken kadını,
Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp
Gözyaşını kabuklara saklayan Madam Mari’yi
Kocasıyla artık sevişemediği için
Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen Servi’yi
Düşündükçe
Ölüvermişim…dün

Böylece bitmiş yani,
Birdenbire

Sıkılmışım derinden zahir.
Tutunca da nefesimi
Portakal kabuklarıyla çay demini döktükleri çöpe
İki kedi de bulanınca
Kaldıramamış nefsim demlenmiş portakal kedilerini
Balkabağı mevsimi bile değilken
Dönüşüvermiş her şey baldan kabağa
Ve saat henüz 12’yi vuramamışken
Kalkmış otobüsler durmamaya
Mecal mi bulamamışım, yere döktükleri bala mı basmışım
Hatırlamam ama
Öylece kalakalmışım-kalkamamışım.

Şehrin insanı haberdar değil mi bu öldüresiye sıkıntıdan?
Vagonlar boş, birkaçı kiremit taşıyor topraktan
Kayıklar da serseri misinalar
Otobüsler kimseyi almadan durup durup geçiyorlar duraktan
Arabalar yürüme mesafelerini öldürüyor her gün, her öğle
Her gece
Bisikletleri balkonlarında unutanlar
Her an yağmur yağsın diye dua ediyor
Üç öğün yemek yiyip, dört öğün uyuyorlar
Buna rağmen erken uyanıp, geç yatıyorlar
Aynı kuru kahveciden gün aşırı -iş olsun diye-
Yüzer gram kahve alıp evde -iş olsun diye- öğütüyorlar
Ve bir gün bile sormuyorlar öğütülmüşünü
Kimse sormuyor iş olsun diye yapılan iş, iş midir diye?

Bunlar olurken ölmüşüm o ara sokakta
Balkondaki beyaz brandalar rüzgarla sökülürken
Sökülüvermişim
Şişip patlayan bir eteğin dikişi gibi
Sıkıntı işte

Ya da ölmek yerine
İki adım yol yürüyeydim de
Konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle.
Gitmek yerine

——————————————————————————————————————-
Cambio de Piel
bebe1-1-1a
Asi İspanyol kızımız Bebe, Cambio de Piel (deri değiştirmek) adını verdiği yeni albümünü çıkardı. Tan lejos tan cerca, Ganamos ve La Cuenta favorilerim.

Dinlemek için

——————————————————————————————————————-
Sisifos
Mitolojide Korinth Kralı olarak bilinen Sisifos, yeraltı dünyasında yer alan büyük bir kayayı bir tepenin en yukarıdaki noktasına kadar yuvarlayarak çıkarmaya mahkum edilmiştir. Yukarıya çıkardığı kayanın tekrar aşağıya yuvarlanmasına izin vererek ardından onu tekrar en tepeye çıkaracak ve bunu sonsuza kadar tekrarlayacaktır. Sisifos’u anlatan 1974 yapımı kısa animasyon film:

Sayıklamalar

Cafe Leon

leon

Kaş-Kalkan’a yolunuz düşerse, bu sıcakta hem sahilden uzaklaşmasak hem de biraz kafa dinlesek dediğiniz an kaçabileceğiniz en tatlı cafe burası. Geniş bir menüleri var. Fiyatları da uygun ve sunumları oldukça güzel. Çalışanları da hep güleryüzlü. Bir çay içip köpekleri severek bile kendinize güzel zaman ayırabilirsiniz 😉

————————————–

All Your Favorite Shows

all-your-favorite-shows-

Popüler dizi ve film görüntülerinin kullanıldığı bir animasyon kısa film. Harika bir hikaye yaratmışlar.

İzlemek için tıklayın

—————————————

Gala_PaulEluard_1927_Y

Gel, yukarı çık.
Neredeyse en hafif tüyler, havanın dalgıcı, boynundan tutacak senin.
Yeryüzü ancak gerekli olanı taşıyor ve en iyi cinsten senin kuşlarını, gülümseyiş.
Senin kederin yerine, aşkın ardındaki bir bölge gibi, görünüm kaplıyor her şeyi.
Çabuk gel koş. Ve bedenin daha hızlı gidiyor düşüncelerinden ve hiç anlıyor musun?
Hiçbir şey, seni aşamıyor.

Paul Eluard- Gala’ya

—————————————–

Women of Allah

shirinneshat

İranlı sanatçı Shirin Neshat’ın Women of Allah serisinden Speechless adlı çarpıcı çalışması bu ay aklımda yer edinen görsellerden oldu. Shirin Neshat özellikle Ortadoğu’daki kadınların maruz kaldığı hegemonik mücadeleyi sıklıkla işliyor. Los Angeles’daki LACMA müzesinde Günümüzde İSlam Sanatı- Ortadoğu’da Çağdaş Sanat başlıklı sergide yer alan siyah beyaz çalışmalarına internetten ulaşabilirsiniz. Sergide Neshat’ın bütün eserlerinde, kadınların el yüz ve ayaklarında Arapça harflerden yazılar ve silahlar manidar semboller olarak yer edinmiş. Beni en çok etkileyen de bilhassa “bakışların”Arapça yazılarla birlikte “müslüman kadın” imajının bedenler üzerine işleyişine dikkat çekmesi.

—————————————–

sezenaksu
Bence hayat da bir oyun gibi oynanmalı, hep bir oyun kurmalı, o zaman belki çocuksuluğumuzu korumamız daha kolaylaşır.
Sezen Aksu

—————————————–

s/t

image-handler

Photographer: Diogo Moreira
Country: Portugal
Title: s/t
Diogo Moreira “Sangue & Corpo Di.Vino”

Sayıklamalar

Tabu

tabu_01

Bildiğimiz tabu oyununu bir de bu kelimelerle oynamayı deneyin:
Feminizm, ateizm, kürt sorunu, eşcinsellik, fail-i meçhul, türkiyelilik, vicdani ret, ermeni soykırımı, transeksüel..
Aylin Kuryel ve Emrah Irzık’ın 2008’de yaptığı kısa bir “toplum belgeseli”. 7 sene sonra da yapılsaydı aynı sonuçların çıkacağına şüphe yok..

İzlemek için tıklayın

Baudelaire

baudi

Belki de doğa,
kendilerinden büyük şeyler
çıkartmak istedikleri varlıkları
kudretli kılıyordu,
tıpkı yas ve acıyı simgeleyen
ağaçlara
güçlü bir canlılık verdiği gibi.

Biraz yaratıcılık için

weavesilk

http://weavesilk.com/

“Christmas is over”

magicimage

Andreas Heumann
Germany
1st Place – Outstanding Achievement

Belgesel severler için;

zeitgeistt

http://www.sprword.com/mustwatch.html

Bu sitede harika belgeseller bulabilirsiniz. Dünyanın tarihinde arka plandakilerin “büyük resmini” görebilmek için Zeitgeist, başlangıcınız olsun 😉

Angel-A filminden; belirli aralıklarla ve bilhassa yalnızken, antibiyotik niyetine tavsiye ediyorum.

Sayıklamalar

Foucault

“Esra Erol’u Foucault ile Okumak” ancak sevgili hocam Alparslan Nas’ın yazabileceği bir yazıdır ama herkes belirli aralıklarla dönüp okumalı, paylaşmalıdır 😉 Ben de bu ay tekrar tekrar okuduğum için paylaşmak istedim.

http://zenfloyd.blogspot.com.tr/2014/07/esra-erolu-foucault-ile-okumak.html

Among the Sleep

amongthesleep

Among the Sleep, harika bir korku/macera video oyunu. Sesler, grafikler, kurgu çok başarılı. Oyunu iki yaşında bir çocuk gözünden ve yanında tek yardımcısı ayı Teddy ile oynuyorsunuz. Kolay ve zevkli ama basite almayın. Çünkü gülerek başlayanların çığlıklarına şahit oldum 🙂

“Hula Hoops”
magicimage

Damion Berger
USA
Honorable Mention

99 rooms

99rooms

99 sanatsal oda arasında yolculuğa çıkın! Müziğin sesini de kapatmayın 😉

http://www.99rooms.com/index2.php

Kurtulamayan

ece ayhan

Sen kader ağacı değilsin — nedeni bu
Tutkularına bırak kendini
Bir soluk var yaşıyor uzak uzak
Bu daha ölmemişsin demektir

Önce bitir bu şarkıyı
Bir bardak doldur mavi
— Hiçbiri açmıyor mu seni-
Ve git bu gelmediğin yere
Kurtulamayan — nedeni bu.

Ece Ayhan

Mindrelic-Manhattan in Motion
Benim gibi New York aşığıysanız daha bir başka olacaktır izlemesi ama sırf tekniği ile de sizi ağlatabilecek harika bir Manhattan videosu. Mindrelic’in diğer çekimlerini de aynı şahanelikle izleyebilirsiniz.

Mindrelic – Manhattan in motion from Mindrelic on Vimeo.

Sayıklamalar

Coupling

coupling
Coupling 3 kadının sohbetlerinden erkeklerin dünyasının ve 3 erkeğin sohbetlerinden kadınların dünyasının deşifresini sunan bir komedi dizisi. Bilhassa kadın erkek ilişkilerinin erotizmi gözümüze sokmadan da anlatabilen bir yapım olması takdire şayan. Altı bekar arkadaşın maceralarına bir göz atın derim.

Robin Williams

robin williams

Sıradan yıldızlar arasındaki bir kuyruklu yıldız gibiydin. Hiç kuyruklu yıldız gördün mü? Öylesine muhteşemdir ki. Hızla kayar geçer. Fakat geçtiği yeri boylu boyunca aydınlatır.
(Jack filminden)

Outstanding Achievement

image-handler

Photographer: Frank P. Wartenberg
Country: Germany
Title: Ermangildo Mask
Motive of portrait series “Ermangildo”

The Cobbler

the cobbler

Biraz dram, biraz komedi ve biraz da fantastik dünya. Thomas McCarthy’nin yönetmenliğindeki The Cobbler sizi bir ayakkabı tamircisinin sihirli dünyasına götürüyor. Başrollünü Adam Sandler’ın üstlendiği filmde sakin ve mutsuz bir kunduracının, dükkanındaki ayakkabıları giydiğinde o ayakkabının sahibine dönüşmesini ve gelişen masalsı olayları izliyoruz. Filmin en kilit sahnelerinde de Dustin Hoffman karşımıza çıkıyor 😉

Haber okudukça yan sekmede açıyorum
wizarding-world-of-harry-potter-grand-opening-gala-oi


Arthur Weasley’nin uçan Ford Anglia’sına binebilirsiniz. Asa Dükkanı’ndan asa alıp büyü yapabilir ve muggle olmaktan kurtulabilirsiniz. Ev cinleriyle dans edebilirsiniz. Mızmız Myrtle’ın sesine çeşitli Türkçe pop şarkılarla karşılık verebilirsiniz. İksir dersinde hocam ben burayı anlamadım diyebilirsiniz. Voldemort’a soğuk espriler yapabilirsiniz. 62442 Sihir Bakanlığı^nı arayıp bir ülkeyi komple yoketme sihrini sorabilirsiniz. Hogwarts Ekspresi’ne atlayıp uyumak da cabası olsun.
Ne zaman Orlando’ya Wizarding World of Harry Potter’a gidiyoruz?

Müfide İnselel- Fasülyeden
Sözlerinin naifliği, bakışının kırılganlığı ve her notasının verdiği o güzel his. Bu kadın benim canım. Paylaşmaya bile kıyamıyorum ama her gün bir ağrı kesici niyetine alıyorum. İnsan krizine girdiğiniz anda, bir köşeye çekilin ve dinleyin.

Ayın En’leri

Mart’tan aklımda kalanlar

Gravité Coffee

IMG_0203

Kendinize iyi müzik eşliğinde bir kahve ısmarlamak isterseniz Teşvikiye’de Gravite Coffee aklınızda olsun. İsterseniz özel yapım kahvelerin yanında ev yapımı ballı granola barları, güzel çayların yanında lezzetli tostları ekleyebilirsiniz. Dergileri karıştırırken atıştırabileceğiniz Vegan kurabiye de cabası.. Çalışanları da her zaman kibar ve güleryüzlü 🙂

“Dancing in love”

honorablemention
Mircea Preda Struteanu
Romania
Honorable Mention

A newly married couple, making a few dancing steps on a dusty road. The characters gained size and importance through their shadows and their connection. The two dimensions have different energy and relationships, with a crucial connection.

İstanbul Modern- Kütüphane

modern

Kütüphaneleri sadece ders çalışmak için kullanan arkadaşlarıma duyurulur.. Hem birçok sergiyi gezebilir hem de saatlerce sanat kitapları arasında kaybolabilirsiniz. İlla bir konuda araştırma yapmanıza da gerek yok. Mesela ben David Lynch’in satışı olmayan bir kitabına rastlamıştım. Elinize geçerse baştan sonra inceleyin derim.

Jim Morrison Röportajı

Jim-Morrison-0

Lizzie James’in efsane Jim Morrison ile özgürlük konulu röportajı bu aralar çerçeveletip odalara asılacak cinsten. Sevdiğim bir kısmını paylaşayım:

Lizzie James: I think fans of The Doors see you as a savior, the leader who’ll set them all free. How do you feel about that? It’s kind of a heavy burden, isn’t it?

Jim Morrison: It’s absurd. How can I set free anyone who dosen’t have the guts to stand up alone and declare his own freedom?

Tamamı http://www.cinetropic.com/morrison/james.html
Türkçe çevirisi http://www.cinetropic.com/morrison/james.html

Bates Motel

bates motel

Hitchcock’un Psycho filminden Norman Bates’in hayatını konu edinen dram dizisi. Adını da zaten Psycho’daki cinayetlerin işlendiği otelden alıyor. Cast seçimi harika dizi şuan 3. sezonunda ve yine harikalar yaratıyor. Bence dünyanın en tuhaf anne-oğluyla biran önce tanışın.

Edip Cansever-Kuşatma

edip_cansever


Doğasın, bir sen beklersin beni, bilirim
Sesimi, düşlerimi, kırık parmaklarımı
Var başka neyimse onları artık.

Seden Gürel- Bi Bulsam

Seden Gürel’in 2002’de çıkardığı Hesaplaşma albümünden benim için en özel şarkısı. Hatta şarkı gibi şarkı, klip gibi klip. Ne kadar siniriniz varsa dosta düşmana, açın söyleyin efem.

Ayın Enleri

Şubattan aklımda kalanlar:

Pita Cafe
pita kuzguncuk

Kuzguncuk’ta hem karnınızı lezzetli, temiz yemeklerle doyurup hem de sıcak, güleryüzlü çalışanlarıyla beraber güzel bir kahve içebileceğiniz çok tatlı bir yer cafe Pita. Yolunuzun düşmesini beklemeyin, yaprak sarma yemek için bile koşa koşa gidin. Her gün farklı yemekler yapan harika kadınlar değişik lezzetler de sunuyorlar. Kahvaltı için güzel bir mekan arıyorsanız da günün her saati kahvaltı mevcut.


Marilyn Monroe ve Bilinmeyen Hayatı- J.Randy Taraborrelli

marilyn monroe

Yeryüzünde Ona aşık olmayan az insan var ve hepimiz Onu çok iyi bildiğimizi sanıyoruz ama Norma Jeane Mortenson’ın Marilyn Monroe oluşunun bütün izlerini adım adım takip edebileceğiniz bir kitap.
“Sanki yeryüzünde olduğu sürece onu bir yanılsama perdesinin ardından izlemiştik” diyor yazar ve o perdeyi sanki bir film izletir gibi aralıyor.

Deniz Müzesi

deniz müzesi

Beşiktaş’a her inişimde dibimizde duran Deniz Müzesi’ne bir türlü gidememiştim. Fotoğraf çekimi için ücret alınması gibi gereksiz bir durum yaşanıyor olsa da İstanbul’un fethindeki zincirlerden tutun da Atatürk’ün kullandığı sandallara kadar, tarih kokan gemiler, armalar, tuğralar, el yazıları ve daha nicelerini incelemek mümkün. Hediyelik eşya bölümünde de güzel hediyeler bulabilirsiniz.

“South Bronx Poverty”

magicimage (2)

This images comes from a series I did about families living in buildings run by New York City’s ten worst landlords.
Michael Sofronski
USA
Honorable Mention

Psychedelic

The term psychedelic is derived from the Greek words ψυχή (psyche, “soul”) and δηλοῦν (deloun, “to manifest”), translating to “soul-manifesting”.
A psychedelic experience is characterized by the striking perception of aspects of one’s mind previously unknown, or by the creative exuberance of the mind liberated from its ostensibly ordinary fetters.
Akın Çetin

Bu Adam Var Ya Bu Adam

edgar-allen-poe
“…bu dünyadan başka dünyalar da var şüphesiz –çoğunluğun düşüncelerinden başka düşünceler- sofistin spekülasyonlarından başka spekülasyonlar. senin davranışlarını kim sorgulayacak peki? kim vizyonlar içinde geçen saatlerinden dolayı suçlayacak seni, ya da aslında senin sonsuz enerjinin taşkınları olan o uğraşları kim yaşamın harcanması olarak kötüleyecek?”
Edgar Allan Poe

Ölmeden Önce Yapılacaklar Vol58746

Ayın En’leri

Ocak’tan aklımda kalanlar:

Masumiyet Müzesi
Hepimiz Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ni biliyoruz ama çoğumuzun gitmediğini en azından kendi çevremden biliyorum. Bir kitaptan esinlenerek oluşturulmuş olması, Orhan Pamuk’u sevin sevmeyin, görmek için iyi bir neden bana kalırsa. Çukurcuma’daki üç katlı müzenin girişinde bir duvarda roman kahramanı Kemal’in topladığı tam 4213 tane sigara izmariti var mesela. Her birinin altında, içildiği güne dair tarih ve notlar var. Hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı en romantik müze bu!

20141224_141904

Kirpi Cafe
Bütün yemekleri temiz, ekonomik, lezzetli, anne eli değmiş gibi bir yer arıyorsanız bir de merkezi bir yerde olsun diyorsanız işte orası Kirpi.. Nilgün Hanım’ın kedileri de var. İster kahvaltıya gidin, ister bir kahve söyleyip kitap okuyun. Beşiktaş’a gittiğinizde uğramadan geçmeyin..

20130729_091911

Orange is the New Black

orange

Biraz geç keşfetmiş olmakla birlikte, bu ay halet-i ruhiyeme en yaraşır eylem bu diziyi izlemek oldu. Dizi özetle hapse düşen Piper Chapman’ın maceralarını, nişanlısıyla ilişkisini, hapishanedeki kadınların geçmişlerinden görüntüleri anlatıyor. Siz de izlemediyseniz, yaşanmış olaylara dayandığı da aklınızın bir köşesinde olsun. 2 sezon sonumda aklımda kalansa sevgililer gününün geçtiği bölümde bir mahkumun yaptığı aşkın tanımı:

“It’s like you become more you, which normally is like..but now it’s okay, because the person, like, whoever, they chose to take all that on, all that weird stuff, whatever’s wrong, bad or hiding in you, suddenly it’s all right. and you don’t feel like such a freak anymore.”

Her kahvede bana eşlik eden kadın

patti

Bitmemiş şarkılar ve terk edilmiş şiirlerle kuşatılmış, dağılmış, hatta felce uğramıştım. İlerleyebildiğim kadar ilerliyor, sonra hayalimde yarattığım duvarlara tosluyordum. Daha sonra tanıştığım biri bana sırrını verdi, oldukça basitti; Bir duvara tosladığında, tekmeyi bas!
Patti Smith

Koleksiyoncu- John Fowles

koleksiyoncu

Frederick Clegg kelebek koleksiyonu yapan bir memurdur. Bir gün bir bahisten büyük bir ödül kazanır. Kırsalda mahzeni olan bir ev alır ve aşık olduğu resim öğrencisi Miranda’yı kaçırır..Fowles’ın bu ünlü romanı her ne kadar gerilim ya suç romanı diye sunulsa da gerçeklik kavramının mükemmel bir yansımasını yaparak çok daha öte bir derinliğe sahip olduğunu gösteriyor. Romanın en iyi özelliği de ilk bölümü Frederick’in ağzından yazılmışken ikinci bölümde Miranda’nın gözünden olaylara şahit olmamız. Birbirinden farklı iki ses arasında bir tarafı seçmeye zorlanıyorsunuz, karakterin değişmesini istiyorsunuz ama kitap tokat gibi!

“Wings at the Window”

magicimage

Pauline Gola
USA

Her daim kalbimi çalan grup