Leyla Alaton

leyla alaton

“Şans bile kapıyı açarsan içeri gelir”
İlk girişimcilik hikayesi New York’da okuduğu sırada Türkiye’den götürdüğü kemerleri satmasıyla başlıyor. Ciddi bir para elde ediyor öğrenci Leyla Alaton bu satışlardan. “Fax makinelerinin yeni çıktığı zamanlardı düşün, bu beni dinazor yapıyor belki ama ben hiç öyle değilim” diyor. Soyadına yaslanmadan adını duyuruşunu dinliyorum içten bir taktirle.
İnternet dünyasının girişimciliğe etkisini konuşuyoruz. İnternetin herkese aynı kaynakları ve aynı bilgiyi sunmasıyla yarattığı eşitliğe dikkat çekiyor. Artık kimsenin benim daha çok param var, senin daha çok tanıdığın var diye bir ayrıcalığının kalmadığını söylüyor. “Çok daha demokrat, çok daha eşitlikçi bir dünya.. “
Başarıda şans faktörünü de irdeliyoruz. Allah’ın huzuruna çıkıp bir milli piyango kazanma fırsatı vermedin bana diyen adama, Allah da “Bir bilet alsaydın ya” demiş. Fıkrayı anlatıp ekliyor: “Ben sana kapıyı açarım ama sen kapıyı gösterme zahmetine gir, şans bile kapıyı açarsan içeri gelir “
Artık gençlerin dünyasındayız diyor Leyla Alaton. Yaratıcılığın önemine, gençlerin düşünebildikleri tüm çılgınlıkları gösterebildikleri, paylaşabildikleri çok daha adil bir dünyada olduğumuza değiniyor.

“Boğayım, boğayı boynuzlarından tutmak lazım”
Mesleki disiplinlerini sorduğumda, babasından ve Üzeyir Hocasından öğrendiklerini anlatıyor. Böyle çıtası yüksek iki insanın yanında bulunması ona çok şey katmış. Babamdan ne istesem, yazıp çantasının üstüne koymamı isterdi, şimdi ben de öyle yapıyorum çocuklarıma, her şeyi yazıyorum diyor. “Ertelemezsen birikmez” Hiçbir şeyi ertelemediğinin de altını çiziyor.
“Boğayım, boğayı boynuzlarından tutmak lazım. Hep b,c planı düşünürüm. Olmadı mı? Next? Dökülmüş mesela süt, onu aynı miktarda geri koyamayacağımıza göre b planı..”
Gençlere tavsiyelerini de almak istiyorum. Üniversitelere konuşmalar yapmaya gittiğinde de değindiği temel noktalar çok önemli. Çok çalışmanın ve sebat etmenin hep faydasını gördüğünü belirtiyor. Bir cv değerlendirecek olsanız nelere dikkat edersiniz dediğimde “Öncelikle staj çok önemli diyor. Mutlaka yaz tatilinde çalışılmalı. Sevdiğiniz bir meslekle ilgili mutlaka çalışmalısınız. Ne kadar sevdiğini anlamak için de. Sadece o havayı koklamak için bile yapmak lazım. Kim kaçta geliyor, kim ne yapıyor sadece ofisin atmosferini koklamak yeter. “ Stajyerlikte bir patronunuzdan alacağınız e-mail adresinin bile şansınızı yaratmak için fırsat olduğunu, kahvesini getiren bir çocuğun bile e-mailine cevap verip ona fikir desteği sağladığını söylüyor.

“Kadın kendisiyle barıştı”
“Ben inanılmaz derecede ümitliyim. Hukuk okuyan yüz öğrenciden sekseni kadın. Hukuk gibi detay geretiren mesleklerde kadınlar çok çok iyi.”
Eğer Leyla Alaton’un Ted konuşmasını izlerseniz sadece “Kadın Uyandı” adlı konuşmasıyla bile bu konudaki doğru tespitlerini görebilirsiniz. Herkesin kendi başının çaresine baktığı yeni dünya düzeninde, kadının kendini yeni bir çerçeveye aldığını ve Türkiye’de kadınların iş hayatında artık daha çok yer aldığını anlatıyor. Evliliğin ertelenebildiği, çocuk yapmanın şart olmadığı, anne baba baskısının azaldığı bu zamanlarda çalışmayan bir kadın gördüğümde “ Bu kadının nesi var, diye düşünüyorum. “ diyor.
Leyla Alaton’un iş dünyasında birbirinin kuyusunu kazan, birbirini kıskanan kadınların artık geçmişte kalmasını ve birbirine güvenen kadınların iş dünyasında birlikteliğini, birbirlerini sabote etmemelerini savunan “kızkardeşlik modeli” var. Bu modelin örneklerini artık sıkça gördüğünü paylaşıyor ve dikkat çekiyor:
“Erkeklerde gizli bir hiyerarşi vardır kimse kimsenin ayağına basmaz herkes yerini bilir. Bizde de artık böyle olmalı kendi kendimize savaşmamalıyız.”

“Evlilik çift kaymaklı ekmek kadayıfı”
Boşanmış bir kadın Leyla Alaton. İki erkek çocuğu var ve onların hayatındaki en büyük sınav olduğunu söylüyor. Kariyeri önemli bir noktadaki bir kadın için evlilik önemli bir karar. Başından bir evlilik geçmiş bir kadın olarak evlilik ve kariyer ilişkisini yorumlamasını istedim. “Ben evliliğe kesinlikle karşı değilim. Doğru kişiyle evlenirsen. Onu ne zaman anlıyorsun? Hayatının sonunda. Onun için problem orda. En güvendiğin insanla beraber en değerli varlını yapıyorsun adı çocuk evini paranı pulunu hayatını paylaşıp üstüne bir de seks yapıyorsun. Çift kaymaklı ekmek kadayıfı. “
Dengenin sağlanabilmesi için evliliğe girerken eşit başlamanın önemli olduğunu söylüyor ve kadının kendi seçimlerini yapabilmesi için ekonomik özgürlüğünün olmasının neden bu kadar çok üstünde durduğunu hatırlatıyor.
“Evliliğe girerken eşit başlamak önemli. O zaman sen de çocuk olunca benim Singapur!da satış bayisi bilmem ne toplantım var. Bu hafta sen idare edeceksin çocuğu olacak.Ben böyle bir eşitlikten, böyle güzel bir aileden bahsediyorum. O zaman çocuk anne babayı eşit görür dışarıda kadınları dışlamaz, hepsi birbirine bağlı bunların.”
Çocuk sahibi olmakla çok daha yumuşak, çok daha anlayışlı, çok daha insan olduğunu ve çocuklarına öğretirken öğrendiğini anlatıyor. “Çok iyi bir tımar şekli. Tımar ediyor insanoğlunu çocuk sahibi olmak.”

“Ben olsaydım beni takip ederdim”
Bir gününün nasıl geçtiğini soruyorum. 6.30-7.00 gibi kalktığını ve çocuğunu okula bıraktıktan sonra yürüyüşünü yapıp ofise geldiğini söylüyor. Erken kalkmanın önemli bir disiplin olduğunun altını çiziyor.
Sosyal medyayı da iyi kullanan bir isim Leyla Alaton ve sosyal medyanın bizi çok oyaladığını ama sevdiğini söylüyor. “Sosyal medyadan dolayı hayatımız çok değişti. Türkiyede en çok gördüğüm şey önyargılı olmamız. Onlara soft bir bakış açısı göstermeye çalışıyorum. Birgün yardımcım Hülya Hanım’a ben olsaydım beni takip ederdim, dedim. İyi şeyler paylaşmaya çalışıyorum. “
Yahudi bir baba ve Protestanlıktan evliliği için Yahudiliğe geçmiş bir annenin kızı olduğu için inanç yapısını da merak ediyorum.
“Din misyonum olmadı bunun eksikliğini hissetmiyorum. Bütün problemlerin bundan dolayı çıktığını düşünüyorum. Dinin önemsizleşmesi gerektiğini düşündüğüm bir dünyadayım. Üzülüyorum dinin sadece önemsendiği bir dünyaya gitmekte olduğumuza tam tersi olması gerekirken bukadar teknoloji varken bu kadar dünya şeffaflaşmışken nasıl bu kadar din adına insanlar bu kadar manipüle edilebiliyor bunu şaşkınlıkla görüyorum ve üzücü olduğunu düşünüyorum. Herkesin kendi inançları olması ve ona göre yaşaması gerektiğini düşünüyorum.”

“Darüşşafaka’ya yatır paranı geleyim”
Bunca konuşmanın üstüne, ne besliyor bu kadını gerçekten diye düşünüyorum. ” Çok önemli etrafında doğru kişilerin olması. Akıllı pozitif yapıcı ileriye götüren insanlarla takılın. Down eden b.ktan parazitlerle olmayın. Bunu ayırt etmeyi bu yaşta anlıyorsun. Beni öğretmek besliyor. Manevi olarak tatmin ediyor. Şirketlerden konuşmaya çağırıyorlar beni. Darüşşafakaya yatır paranı kızların okuması için, geleyim diyorum. Vakıf dernek değilse para versin istiyorum. Para verilmeyen şeyin değeri yok.”
Değerli tüm cümlelerinden sonra, hayatınızdan memnun musunuz diyorum son olarak, gülümseyerek yanıtlıyor,
“Gittikçe daha memnunum, gittikçe.. “

*Röportaj 10sayfa dergisi Ekim sayısında yayınlanmıştır.