Tahribad-ı İsyan

 

“O KOKAN ÇORAPLARLA RAP YAPTIĞIMIZ GÜNDEN BERİ BUNA İNANIYORDUK!”

 

İsyan kelimesi bizim için birçok sanatçıyla, birçok şarkıyla bağdaşmış durumda ama bu, isyanın en extreme hali. Yıkılan Sulukulede hayallerinin yıkılmasına izin vermeyen Zen-G, V.Z. ve Slang.. Yani Tahribad-ı İsyan ile harika bir söyleşi yaptık. Üstelik havuz başında da poz verdik! Keyifli okumalar!

 

 

 “Tarağı mikrofon yapıp konuştuğum günden beri bunu biliyordum hayal ediyordum , inanıyordum. ” diyenlerden misiniz yoksa bir abiden, bir filmden, birinden görüp evrilen bir heves mi?  40 milyona bir teyp alıp bir rap filminin müziklerini dinleyerek başlayan ve  buralara kadar gelen bir yolculuğunuz var . Neler düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz geriye dönüp bakınca ?

 

Zen-G:Hislerimiz iyi yönde sonuçta o zamanları yaşayıp şimdiki zamana gelmek bizim için en güzeli oldu. Çünkü  öyle bir dönemde çocukluk hevesi gibi bir şeyle başlayıp, sonra hayat felsefesine yaşam biçimine dönüştürmek, üstümüze oturması da güzel bir şey. Ben mutluyum cidden bu müzikle uğraştığım için veya bir şekilde sanat yaptığım için.. Kendimi ifade edebildiğim için.. En önemlisi de bu.

V.Z:Sizinde söylediğiniz gibi “Elime tarak aldığım günden beri böyle hissediyorum ” derler ya . Bizde  o kokan çoraplarla rap yaptığımız günden beri bunu yapacağımıza inanıyorduk.

Zen-G:İnanç olmadan hiç bir şey olmaz. Buna inanıyorum ben en başta. İnandığımız için buralardayız. Ama tabi ki o zamanlar böyle şeyler olacağını pek bilmiyorduk, hayal ediyorduk. Albüm çıkaracağımızı hayal ediyorduk ama gerçekleştireceğimizi ben düşünmüyordum.

Slang: Arkadaşlarıma katılıyorum. (uyuyor)

 

” Sadece evler değil , hayaller de yıkılır ama hayaller yıkılmasın” diye o isyanı siz çok güzel bir şekilde müziğe ve sanata çevirmişsiniz. Rap sizi nasıl büyüttü ve sizin büyümenize, sizin hayat yolculuğunuza nasıl bir faydası oldu?

Slang:Rap müzik; yazarlık, yorumculuk gerektiren bir müzik o yüzden iyi şeyler yazmak istiyorsan kitap okumama tabunu yıkman gerekiyor. Kitap okumaya başladık. Edebiyatla daha çok ilgilenmeye başladık. Yazım örneklerine, çeşit çeşit kafiye türü var onlara baktık. Rap aslında bize sorumluluk yükledi Sulukule’ de çünkü olay sadece üçümüzden, dördümüzden, beşimizden ibaret değil. Arkamızdan gelen bir çok çocuğun doğmasıyla onlarla beraber daha geniş bir aile olduk ve nitekim öncü pozisyona getirdi bizi Sulukule’de atmış olduğumuz adımlar. Bizi bilinçlendirdi aslında rap müzik. Sonuçta bir şeyler anlatıyoruz ve anlattığımız şeylerin boşa olmaması gerekiyor. Söylediğimiz lafların arkasında durmamız gerekiyor . Bizi iyi bir insan kıvamına getirdi.

Zen-G: En azından ön yargılardan müzdarip olduğumuz için önyargısız bir insan olmayı öğretti.

 

Başka bir müzikle de uğraşıyor olsaydınız böyle olur muydu ? Allame’ye sormuştum benzer bir soruyu ve “Rap beni olmam gereken kişi yaptı ” demişti. Siz bir gün rock müzik yapmaya başlasanız ya da o zaman başlasaydınız da böyle bir durum olur muydu ? Sizi çeken tarafları ne bu müziğin?

Slang: Başka bir müzik tarzıyla uğraşsaydık bu kadar özgür ve eleştirel şeyler yazabileceğimizi düşünmüyorum. Bu bizim için aslında bir terapi yöntemi. Sulukule gibi içine sıkışmış bir mahalle de canın sıkıldığında yapılabilecek çok kötü seçeneklerin oluyor. Biz hepsini eleyip sadece içimizdekini rap müzik yoluyla dışarı vurarak, kötü enerjimizi attık. Dışarıda acayip şeyler yaparak değil.

 

Sulukule’ de çocuklara ders vermeye devam ediyor musunuz ? Derslerde neler yapıyorsunuz ?

Zen-G:2010’da, Sulukule Sanat Atölyesi nin açılmasıyla başlamıştık. O zamanlar biz de daha yeni yeni öğreniyorduk, kavrıyorduk, yeni şeyler deniyorduk. Sonra bize dediler ki, (Sulukule Platformundan) “Sizin yaptığınız şey, diğer çocukları epey etkiledi . Onlarda istiyorlar.” Dersler veriliyordu orda; ritim, keman, nota dersi. Bütün çocuklar nerdeyse ritim istiyordu, o ritimlere daha çabuk ısındıkları için . Bizden bunu yapmamızı istediler. Çocuklara bir şey aktarırken bizde  bir şeyler öğreniyoruz. Paylaştıkça çoğalıyor zaten her şey. Bu şekilde başladık hala da devam ediyoruz.

 

Sizi örnek alıyorlar mı ? Sizi görüp hayallerini yukarılara çıkarıyorlar mı? 

Slang:Biz de onların yaşlarındayken Ceza’yı örnek alırdık. Onların dediği her lafı bilinç altımıza kazırdık. O zamanlar hayal ediyordum ben, keşke Ceza’yı görebilseydik en azından yakınında olabilseydik. Bizim ufaklıklar bize aynı şekilde bizim Ceza’ya baktığımız şekilde bakıyor ve biz bir aradayız güzel olan tarafı bu.

 

Ailelerinizin tepkileri nasıl? Başlarda ne kadar destek verdiler bilmiyorum ama..

V.Z:Onlar da artık bir albümümüz olduğu için mutlu oldular. Yıllardır albümümüz çıkacak diyip duruyorduk onlar da bekliyorlardı. Beklenen sonunda oldu, Daha iyi şeyler yaptığımızı gördükçe onlardan da daha iyi enerjiler alıyoruz. Onların destekleri her zaman yanımızda . Onlar var oldukça da biz var olacağız.

Slang: Bundan 3-4 yıl öncesine dönersek, hayal dünyasında yaşadığımızı düşünüp tedirgin oluyorlardı.

 

Rap müzik üst jenerasyon için boş bir uğraş gibi görünüyor genelde.

Slang:Türkiye’de bunun bir endüstrisi yok malesef. Rapçi olup hayatını kurtarabilen çok az insan var ama biz de rape tutunduk.

Zen-G: “Yapma demiyorum hobi olarak yine yap” kafasındalar.

V.Z: “Neden doktor olmuyorsun, git oku avukat ol, komuşunun çocuğuna bak.”

 

 

 

“Yol karanlık ama birbirimizi ezmiyoruz” diyorsunuz . Bir taraftan da zor bir şey üç kişinin müziğin içinde bir kimya tutturması. Sizin aranızdaki iletişim nasıl?

Slang: Biz sadece üç arkadaş toplanıp köşe başında takılan tipler değiliz. Sonuçta bir hayal uğruna üçümüzde yoldaş oluyoruz. Oturup saatlerce kafa patlatıp söz yazıyoruz, stüdyoda kaydını alıyoruz. Bütün kötü enerjimizi bir şekilde sanat yoluyla hayata geçiriyoruz. Bunun da aramızdaki bağı güçlendirdiğini düşünüyorum. Birbirimizi daha iyi daha yakından tanıyoruz. Bazen birbirimize açıkça söyleyemediğimiz şeyleri bile yazarken ironik bir şekilde birbirimize anlatıyoruz. Aramızdaki olay aslında normal standart yakın arkadaş ilişkisi gibi değil.

Zen-G:Daha duygusal bir paylaşım var aramızda. Yazıları, sözleri yazmaya başladığımızda açtığımız, kendimizde yarattığımız farklı bir aura, farklı bir hissiyat var. Sonuçta bir şey çıkıyor, o an bir şey geliyor ve onu birbirimizle paylaşıyoruz. Birbirimizden güç alıyoruz. Birbirimize destek olmaya çalışıyoruz.

Slang: Tabi her şey güllük gülistanlık diye bir şey yok sonuçta birbirini çok seven karı koca bile yeri geliyor saç baş kavga ediyor.

Zen-G:Öz kardeşler bile birbirine giriyor.

Slang: Biz tabi ki bunlardan ders almayı biliyoruz çünkü çok küçükken ders almayı öğrendik .

V.Z:Birde şöyle bir şey var , gelecek şöhretin aramıza gireceğini düşünmüyorum.Çünkü biz kaç kere ekmeğimizi paylaştık, bugün tokken birbirimizi vuramayız. O günleri biz gördük ve bugünleri hayal ederek yaşadık, bugünleri gördüğümüzde o günleri hatırlayacağımızı konuştuk hep.

 

 Bazı rapçilerin televizyona çıkmaya dair sert bir bakışı var. Sanki o kimliği yitirme ya da bunu yanlış ifade etme, yanlış temsil etme gibi durumlar oluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Slang: Ben Türkiye’de bu zamana kadar rap müziğin doğru bir şekilde empoze edildiğini düşünmüyorum. Çünkü hip hop kültürünü benimseyip bu işi yapan insanlar değil  de işte halka göre bir şeyler hazırlayıp, bir şeyler çıkartanlar medyada tutuluyor. Aslında Hip Hop ın özünde tamamiyle daha farklı bir şey var. İnsanlarımızın çakralarını açmamız gerekiyor. Televizyona çıkıp duruşumuzu bozmadan performanslarımızı sergilememiz, şarkılarımıza sansür koymamamız aslında oraya çıktığımızda bizim için hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. Çünkü insanlara gerçeği göstermemiz lazım. Oraya çıkıp ” aa televizyona çıktım” diye kendimizden ödün verirsek biz kazanırız ama kültürümüz kaybeder.

 

Zen-G:Biz onlara göre şekillenirsek, bir şey yansıtamayız . O yüzden biz kendi duruşumuzu korumaya çalışıyoruz. Çıktığımızda bizi böyle seven insanların böyle görmesini istiyoruz. Bir adım ilerde değil, olduğumuz yerde yükselerek. Duruşumuzu bozmadan, tavrımızı koruyarak, söyleyeceğimizi yine söyleyerek devam etme çabası içerisindeyiz.

 

Slang: Overground olayı hip hop kültürüne biraz uzak.

 

Ters aslında 

Slang: Kolektif bir kültür. Biz televizyonu, Türkiye’deki insanlar artık bilinçlensin sonraki nesil ne dinleyeceğini bilsin diye biraz daha doğru empoze edebilmek amaçlı kullanıyoruz.

Zen-G:Zaten yaptığımız şey bir şey anlatmak, olan gerçekleri insanların yüzüne vurmak . Kör göze parmak sokmak gibi bir şey. İnsanlar yaşadıklarımızı hep yaşıyor ama taksiye biniyor “alleyyo alleyyo” diye şarkılar dinliyorlar. Söylenmesi gereken şeyleri bizim söylediğimizi düşünüyorum ama insanlar her zaman gerçekleri karşılarında görmek istemiyorlar. Çünkü gerçekler onların canını sıkıyor, rahatsız ediyor. Sanallık, başka bir pilli bebek görmeyi istiyorlar televizyonlarda. Şuan söylenmesi gereken şeyleri bizim söylediğimizi düşünüyorum ama insanlar her zaman gerçekleri karşılarında görmek istemiyorlar çünkü o gerçek onların canını sıkıyor. Rahatsız ediyor. Onun yerine başka bir sanallık, başka bir pilli bebek görmeyi istiyorlar televizyonda.

 

Gözönünde olup görülmeyenleri göze sokacağız diyorsun yani..

Evet aynen öyle. Anca böyle değişecek çünkü bir şeyler.

 

Peki kendiniz için bir tanımlama şekliniz var mı?

Zen-G:Extreme rap bizimki.

Slang: Her şeyin en üst seviyesi.

 

Çok iddialı mısınız? İddialı görüyor musunuz kendinizi?

Zen-G: Olmak lazım bence.

Slang: Diğer rapçilerin tavrına bakılırsa evet iddialıyız.

 

Onlardan destek görüyor musunuz? Rap camiasının içinde fazla sert bir hava gözükse de birlik de var bir taraftan..

Slang:: Elbette destek olan insanlar var ama destek oluyormuş gibi gözüküp maske takan daha çok insan var.

V.Z: Şuan bütün rapçilerin buraya gelip güzel işler yapması geleceğe dair hiphop kültürünü tanıtmak adına daha güzel olur. Artık birbirini vuran ve televizyona çıktığı zaman kavga edip ailelerin “oğlum rapçi olma” demelerine sebep olunmaması lazım. Bu müzikte hayatın içinde olan her şey; hırçınlık da var kendi iç savaşın da var bazen güzel şeyler de var. Bunları az önce Zen-G’nin dediği gibi taksiye binip laylaylom şarkılar duymaktansa bazen bir taksiye binip hırçın bir şey dinlemek veya radyoyu açtığın zaman sana bir şeyler söyleyecek bir müzik duyabilmek istiyoruz.

Zen-G: Düşünsene radyoyu açıyorsun diyor ki Ceza’dan şunu dinliyoruz. Sonra yeni çıkış yapmış bir grup Tahribad-ı İsyan’dan şunu dinliyoruz.

Ne bileyim Underground’dan gelip ortalığı delmiş Allame’nin son şarkısını çalıyoruz diye duysak daha iyi şeyler olacak.

V.Z: Bunlar olmadığı için sanata onca yıl emek verip gerçekten bu işi yapan insanlar bir süre sonra bundan vazgeçiyorlar. Çünkü geçindirmek zorunda oldukları bir ev var ve başka işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

 

Evet kolay değil. Zaten ana akım bir müzik de değil hala rap..

Kesinlikle. Hayatın dışında yaşayıp içindeki kötülüklerle karşılaşıyorlar diğer türlü müzik yaptıkları zaman. Ama bu müzik overground olduğu zaman onlar da içindekileri döküp birçok insana seslenebilecektir.

Zen-G: Para kazandığında tabii ki hiçbir şey yapmadan onu yiyip takılabilecek olanlar da var ama bir şeyler kazanıp bu müziğe yatırım yapacak, arkadan gelecek insanlara yol açacak insanlar da olduğunu düşünüyorum.

 

Aslında bir görev misyonu da taşıyorsunuz siz kendi içinizde. 

Slang: Her rapçi bunu taşıyor bence

Zen-G: Her rapçi taşımıyor bence

Slang: Ben dinleyicilerin ne kadar bu kültürden uzak olduğunu görüyorum. Birçok rapçinin de bu kültürü tam olarak anladığını sanmıyorum yani. Birçoğu sadece ego için yapıyorlar. Buna bir yaşam biçimi olarak değil başka şekilde bakıyorlar.

Zen-G: Bence her rapçinin  taşıdığı bir önem var. Ama kendi ne kadar umursuyor ki karşısındakine geçirebilsin. Herkesin bir görevi var yani boşuna mı burdayız. Boşuna mı bu müziği yapıyoruz. Ama yapmayanlar çoğunlukta.

 

Bir kısmı kişisel bir tatmin, ya da bahsettiğiniz gibi bir terapi için, bir kısmı da bunu bir sorumluluk duygusuyla sizinki gibi yapıyor olabilir. Şunu da düşünmek lazım ki aktif rap müzik dinleyicisinin yaş sklası da biraz aşağıda. Yine de şu olsa “tamamdır” dediğiniz bir şey var mı?

Slang: Daha çok gençlik merkezi.. Özellikle içine sıkışmış mahallelerdeki çocukların yeteneklerini gösterebileceği alanlar.. Biz Sulukule’den sonra farklı yerlerde de workshop vermeye başladık. Şimdi Sığınmacılar ve Göçmenler Derneği’nde Suriyeli mülteci çocuklara dersler veriyorlar.

 

Van da da yapmıştınız.. 

Slang: Evet.. Suruç’ta bir yıldır yapıyoruz. Bu çocuklar savaştan kaçıp gelen ailesinden yakınlarını kaybeden çocuklar. Biz onlarla ders yapmaya başladıktan sonra çocuklar geleceğe farklı bakmaya başladılar çünkü onlar da farkında ki hip hop onların da hayatını kurtarabilir. Şimdi onları konserlere çıkarıyoruz ve belki de dünyanın en mutlu çocukları oluyorlar o an.. Ne kadar çok mahalleye gençlik merkezi açılırsa ve o çocukların kendilerini gösterebileceği, sosyalleşebileceği alan ne kadar fazla olursa hem gençlerimizi hem de kültürümüzü o kadar kazanırız.

 

Bunu gönüllü olarak bir yere bağlı olmadan yapıyorsunuz sanırım. 

Zen-G: Evet. Bizim önceliğimiz çıktığımız mahalle  Sulukule gibi zor şartlar altında, risk altındaki mahallelerdeki çocuklarla çalışmak ilk planda. Onlarla yakın temas kurup sonra mesela cezaevlerindeki ıslahevlerindeki çocuklarla bir şeyler yapmak istiyoruz.

Slang: Bazı okullarda da workshop yapmaya başladık. Aslında sen ne yapmak istediğini bildiğin zaman karşıdaki de sana bir şekilde ulaşıyor yani.

 

 

Bu albümle ilgili de konuşalım. Bu albüm sizi tamamen yansıtıyor mu yoksa bu bir başlangıç mı? Kafanızda bir tanışma albümü müdür mesela?

Slang: Parçaları kaydettiğimiz zamanları hatırlıyorum da çok mutlu olmuştuk bu tür parçaları yazıp Murat Çekem’ in de desteğiyle doğru düzgün kaydettiğimiz için. Şimdi 2-3 yıl geçtiği için parçalardan biraz soğuduk.  Ama kalite olarak bugüne kadar Tahribad-ı İsyan olarak yaptığımız en iyi şarkılar.

Zen-G: İlk atışımız bunlar.. İlk “bam”

 

Şebnem Ferah Can Kırıkları müziğini kullanmak kimin fikriydi?

Slang: Stüdyoda oturup konuşurken bir anda çıktı. ”Ne yapalım bir düet yapalım mı yaparsak kimle yapalım, duruşunu bize yakıştırdığımız bir sanatçı olsun” dedik. Şebnem Ferah ne güzel olur deyip altyapısını aldık üzerine yazdık çizdik okuduk sildik bir şeyler oldu sonra Şebnem Ferah’ a yolladık. “Tüylerim diken diken oldu” dedi. Biz de çok gurur duyduk.

 

Kenan Doğulu nun da size bir akıl hocalığı var. Onunla iletişiminiz nasıl?

Zen-G: Piyasada yaptığı müzikle yıllardır yer etmiş bir insan. Her açıdan dolu bir müzisyen. Müzik bilgisi üst seviyede. Eskiden de bildiğimiz yükseldiğimiz şarkıları vardı Çakkıdı gibi. Bize kattığı en güzel şey kendimizi olduğumuz gibi bırakıp, samimi olup bir şekilde insanların seveceğini bize göstermesi oldu.

Slang: Çalıştığımız ilk profesyonel sanatçı O. Onunla çok sık vakit geçiremedik küçük küçük toplantılar oldu ama onlarda bile çok verim aldığımızı düşünüyorum her konuda. Altyapımızı açtığımız zaman parçamız var diye gidiyorduk eksik bulduğu bir şeyi hemen düzeltmeye çalışıyordu. Takıyordu gitarını hemen altına bir şey çalıyordu sonra gidip başka enstrümanla çalıyordu.

Zen-G: Veya şöyle oku daha iyi olur gibi. Açık oldu her konuda sağolsun

V.Z.: Bize inandığını da gözlerinden okuyabiliyorduk aslında. Toplandığımızda stüdyo veya başka bir yerde hep bir şeyler yapın diyordu.  Hangi şarkıları seçeceğimiz konusunda da bize yardımcı oldu.

Zen-G: Zaten o da sanatçı olduğu için birleştiğimiz noktalar var. Mesela duygusallık hepimizde var. O yüzden birbirimizle ritmimiz tutuyor.

 

Biraz da klipten bahsedelim. Samimi ve sert bir klip. Tepki aldınız mı?

Slang: Aslında tepki alacağımız taraf -sınıflandırmak istemiyorum ama- diğer yüzde elli diye tarif ettikleri taraf. O tarafın da görüp görmemezlikten geldiğini düşünüyorum. Onun dışında en çok hoşuma giden tepki doğru zamanda hiç kimsenin söyleyemediği ya da söylemeye çekindiği şeyleri bizim çıkıp klipte, programlarda bas bas bağırıp söylememiz. Onlar bizim içimizin yağlarını eritiyor ve “hah çocuklar helal olsun ” dediğini hissedebiliyorum birilerinin. Ben o klibe her baktığımda Kenan Doğulu’yla çalışıyorsun beklentiler çok farklı ama bir bakıyorsun bizim mahallenin delisi o klipte oynuyor. O doğallık beni hep duygulandırıyor. Vay be diyorum sonunda..

V.Z: Klibi izlediğiniz zaman bir fotoğraf görürsünüz çerçevede. Bizim mahalleden sevdiğimiz bir abimizdi, vefat etmişti. Onlar için de bir anı olacak.

Slang: Klipte oynayanların hepsi bizim günlük hayatımızda oturup bir şeyler paylaştığımız güldüğümüz dertleştiğimiz insanlar. Bundan 20-30 yıl sonra dönüp baktığımızda güzel bir hatıra olacak.

 

 

 

Başka planlarınız var mı ileriye dönük? Hip hop tiyatrosundan bahsetmişsiniz daha önce mesela..

Slang: Evet onun kalıbı atıldı ama detaya inip vakit harcamamız gerekiyor. Şuan o vakit pek mümkün değil ama ilerde yapmak istediğimiz en önemli şeylerden biri, bunu Sulukule ekibiyle, oradaki ailemizle beraber yapmak. Bizim işimiz sahnede beat i tak rap yap olsun istemiyoruz. Hip hop adına her şeyi kapsayan bir şey olsun istiyoruz. Bu ülkede eksik olan o. Sahnelerde grafiti yapanlar djlerle biraraya gelmiyor mesela. Özellikle sahnede bu görsel eksiği biz kapatmak istiyoruz. Sulukule’de yetişen tüm çocuklara bunu empoze ediyoruz. Bir konser yapacaksak arkamızda o çocuklar koro olmalı. Grup dansları olmalı.

Zen-G: Ne yaptığımızı doğru şekilde göstermek lazım diye düşünüyorum. Bir bakıyorum bize röportaja gelip “Nasıl hip hop yapıyorsunu?” diyorlar. Hip hop yapmıyoruz ki rap yapıyoruz. Ne yapıyorum ben hem rap söyleyip, hem kafamın üstünde dönüp, bir bacağımla da duvara yazı mı yazıyorum yani? (gülüyor)

Slang: O yüzden diyorum televizyonları kullanmak bu yüzden önemli. Doğru olanı bir aktaralım onlar seçsin arasından.

V.Z.: Bir çocukla karşılaşmıştım dans ederken,  “Abi siz rap mi yapıyorsunuz? Ben de rapi çok seviyorum her gün Hayko Cepkin dinliyorum diyordu.” (kahkahalar)

Zen-G: “Sen rap mi dinliyorsun?” Evet diyorum. Dön bakalım kafanın üzerinde falan..

Biz de bu kafayı çöpte bulduk ya zaten dönelim harcayalım.

V.Z: Dostum üstünde dönerek harcanmaz o kafa..

Zen-G: Saçların dökülü.

(gülüyorlar)

 

Röportaj Lemur Dergi Nisan sayısında yayınlanmıştır.